Görüş ve Öneriler
Buket ESER  

Çok Gezen Mühendis

Kimdir?


Haziran 2018

  0

Mozart’ın Şehri Salzburg


Bir önce ki yazımı okuyanlar, bu yazıda Salzburg’dan bahsedeceğimi bilir. Okumayanlar da üzülmeyin, hala vaktiniz var, sadece küçük bir spoiler vermiştim. İş seyahati için gittiğim Münih’te işler hallolduktan sonra, buralara kadar gelmişken yakın mesafede nerelere gidebiliriz diye düşündük ve kararımızı Avusturya Salzburg’dan yana kullandık. Avrupa Birliği ülkelerinde herhangi bir sınır kavramı yok, elinizi kolunuzu sallaya sallaya ülke değiştirebiliyorsunuz. Biz de bu nimetten faydalanıp, günü birlik Salzburg turuna çıktık. İşte detaylar geliyor… 

Münih’ten otobanı kullanarak yaklaşık 2,5 saatte gidebileceğiniz Salzburg’a, biz birazda Meşhur Alman Köylerini kasabalarını görelim diye köy yollarından gidelim dedik. Beni en çok şaşırtan şeylerden bir tanesidir mesela; tarımla uğraşan, hayvancılık yapılan köy yollarında bile çamur tanesinden eser yok. Ve, köy evi dediğimiz evlerin hepsinin çatısında güneş enerji panelleri var ki, en ufak ev bile kendi enerjisini, güneşin çok az görüldüğü Almanya’da kendisi üretiyor. Bu kadar gözlemden sonra, kendimizi Salzburg şehir merkezinde, Salzach Nehrinin kenarında bulduk. 



Öncelikle rotamız; Mirabell Sarayı ve Bahçeleri oldu. Yalnız buraya yürürken, Avrupa’nın bir çok kentinde popüler olan asma kilitli köprüden geçtik. Bu kadar rengarenk ve çok kilit diğerlerinde de var mı bilmiyorum ama buraya kilit asmadan geçmek olmazdı.



1606 Yılında yapılan Mirabell Bahçeleri; “bakılan güzellik” anlamına geliyormuş. Mirabell bahçeleri, günümüzde bazı düğün törenlerinde de kullanılıyormuş… Tabi böyle bir yerde düğün yapmak için, rezervasyonun çok öncesinden yapılması gerekiyor. Mirabell sarayı ise, günümüzde belediye binası olarak kullanılıyor. Yunan mitolojisinde yer alan pek çok heykel ve çiçekle dizayn edilmiş bu bahçenin arkasında ise geniş ve bakımlı bir gül bahçesi var. Mevsimsel olarak biz gülleri pek göremedik ama bahçe gerçekten görülmeye değerdi. Fotoğraflardan dikkat ederseniz Salzburg kalesi her yerden gözüküyor. Birazdan, kaleden şehrin nasıl gözüktüğünü de göreceğiz elbette…


Avrupa şehirlerinin en önemli noktaları, meydanlarıdır. Hayat meydanlarda geçer. Residentzplatz’da Salzburg’un en önemli meydanı diyebiliriz. Bu meydanda bulunan tüm yapılar, Salzburg’daki barok mimarinin özeti gibi sanki. Salzburg Katedrali, Başpiskopos Sarayı, Hükumet Konağı bu meydanda bulunuyor. Yine bu meydanda bulunan, bizim de kahve içmek, enfes tatlılarının tadına bakmak için durduğumuz; Cafe Glockenspiel’e uğramanızı ve birbirinden güzel tatlılarının tadına bakmanızı öneriyorum. Biz karar veremeyip, 4 farklı tatlı söyledik hepsi birbirinden güzeldi diyebilirim. 

Kahve molasından sonra, Kapitelplatz meydanına doğru yürümeye devam ettik. Salzburg’un hareketli bir başka meydanı da burası. Meydanın yakınında Salzburg kalesi yer alıyor. Ancak, meydanın en ilginç yanı tam ortada yer alan bir heykel. Bir kürenin üzerinde duran adam heykeli. Heykelin adı ise; Golden ball.



Bu meydanın sonundaki yol Salzburg kalesine çıkıyor. Kaleye yürüyerek çıkabileceğiniz gibi 19yy’dan kalma fünikülere binerek de çıkabilirsiniz. Biz yürümekten çok yorulmuş olacağız ki füniküleri tercih ettik. Kale, konumu olarak şehrin bütün noktalarına hakim, kaleden manzara müthişti diyebilirim. Şehrin her noktasından kaleyi görebildiğiniz gibi, kaleden de şehrin bütün noktalarını görmeniz mümkün. 



Tabi ben Türklüğümü konuşturarak, şaşkın bakışlar arasında kale duvarına çıkıp fotoğrafımı çekildim. Böyle bir manzarayı, oradan seyretmek her şeye değerdi. 

Kale ile ilgili kısaca bilgi vermek gerekirse; Hohensalzburg kalesi, 1077 yılında başpiskopos Gebhard tarafından yaptırılmış, Orta Avrupa`nın en büyük, günümüze kadar tam olarak muhafaza edilmiş tek kalesiymiş. Kalenin içerisi aslında oldukça geniş ve çok sayıda bölüm var. Küçük dükkanlar, kafeler, büfeler, şapel, müzeler, zindanlar ve işkence odaları. Kalenin en ürkütücü bölümü demir tekerlekler, işkence aletleri, kelepçeler, ortada üstü demir parmaklıkla kapalı bir kuyunun olduğu ‘işkence odası’.

Avlusunda ,muazzam Alp Dağları manzarası bulunan kalenin içerisinde, bir de Kukla Müzesi (Marionette Museum) yer alıyor. Kuklaların sergilendiği her bir vitrin, aslında bir tiyatro sahnesi. Rembrandt, Brueghel ve Rubens gibi birçok ünlü sanatçının eserleri bulunduğu, Residenz Sanat Galerisi de Hohensalzburg Kalesi içinde sergileniyor. 



Kaleden aşağıya tekrardan fünikülerle iniyoruz, bu sefer rotamız Dom meydanı ve Salzburg katedrali.



Barok yapısı olan Salzburger Katedrali, Mozart’ın vaftiz edildiği bir 17. yüzyıl katedrali. Slazburg’un en güzel katedrali olarak gösterilen yapı; heykelleri, freskleri ve kubbesiyle şehrin önemli sembollerinden biri. Residenzplatz’in yanında yer alan yapı, çeşitli yangınlardan dolayı zarar görmüş olsa da aslına uygun şekilde restore edilmiş. Giriş ücretsiz.



Son olarak adresimiz Getreidegasse Caddesi;



Getreidegasse Caddesi, Salzburg’un kalbi ve en güzel caddesi. Bu caddenin en önemli özelliği, markaların, tabelaların ferforje olarak tasarlanmış olması. Kentin en turistik yeri olan Getreidegasse Caddesi; cıvıl cıvıl kafelerin, pasajların ve dükkânların bulunduğu rengârenk bir bölge... 

Unutmadan ekleyeyim; Salzburg ‘Echte Salzburger Mozartkugel’ isimli kısaca “Mozart çikolatası” olarak da bilinen, top şeklinde, içinde antepfıstığı ezmesi ve badem ezmesi olan çikolatalarıyla ünlü. Bir yerlerde denk gelirseniz mutlaka deneyin. 

Bir sonra ki maceramda görüşmek üzere… 


Daha çok fotoğraf için;

Instagram: https://www.instagram.com/bujats/






Yorumlar

  1. Yapılmış herhangi bir yorum bulunmamaktadır..

BİZ KİMİZ?

Kısaca Kocaeli'yi anlama ve daha kaliteli yaşama rehberi diyebiliriz. Gün içerisinde iş hayatında ve sosyal hayatta neler olup bittiğinden haberdar olmaktan tutun, Kocaeli'nin pek bilinmeyen değerlerini, mekanlarını ve kültürünü insanlara tanıtmaya kadar, hatta hafta sonunu burada nasıl keyifle geçirebilirsiniz gibi şehirle alakalı tüyolar veren bir şehir portalı olmayı amaçlıyoruz..

İLETİŞİM